Akın Olgun
Akın Olgun Resmi Web Sitesi RSS 2.0   
Mesut
İletişim
olgunakin@yahoo.co.uk

Birgün Gazetesi



Birgün Gazetesi
Kitaplarım

Birgün Gazetesi

Birgün Gazetesi
# Wednesday, August 09, 2006
“Lübnan Dünyanın Gözyaşlarıdır.”

Londra merkezli olan, İngiltere ve Amerika’da yakından ilgiyle takip edilen EL- HAYAT gazetesi genel yayın yönetmeni Lübnanlı gazeteci Hazem Sagiheh, Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

 

“Lübnan Dünyanın Gözyaşlarıdır.”

 

Bir konuşmanızda Lübnan'dan bahsederken, Lübnan'ı “Lübnan dünyanın göz yaşlarıdır” diyerek tarif ettiniz. Neden Dünyanın gözyaşıdır Lübnan?

-Bunun çok nedenleri var. Bu anlamak için Lübnan’ı anlamak gerekiyor. Lübnan’da 17 ayrı mezhep var. Her mezhep kendi anlayışını ve mantığını Lübnan’a dayatıyor ve hakim kılmaya çalışıyor. Her mezhep kendi senaryosunu yazıyor.

İ

kinci nokta Lübnan’ın coğrafik olarak İsrail’le Suriye arasında olması. İsrail ve Suriye hep yüz yüze çatışmaktan kaçtıkları için Lübnan üzerinden savaşlarını yapıyorlar. Birde şimdi İran var. Diğer yandan Lübnanlılar kendi kaderlerini tayin etme konusunda da başarısızlar ve Lübnan’daki 17 mezhebin temsilcilerinin vaazına uğruyorlar. Bakınız Lübnan’da kime sorsanız hemen, hemen herkes Lübnanlı olmaktan gurur duyduğunu söyler ama, sorsanız ve deseniz ki, Lübnan’ı nasıl tarif edersiniz? Her biri size ayrı cevap verecektir. Kimisi biz Avrupalıyız, kimisi biz Müslüman bir ülkeyiz, kimisi batı oranlarında bir ülkeyiz, kimisi de biz Arap'ız der. Ortak bir tanım bulamazsınız. Yani Lübnan’ın ortak ulusal bir birliği yok. Bundandır ki 17 mezhebin vaazları Lübnan’da kendisine yer buluyor. Bundandır ki, sürekli yaralanan ve ağlatılan bir ülkedir Lübnan.

 

“Bir Atatürk’ümüz Yok”

 

Yani Lübnan’a bir lider mi gerekiyor?
-Lübnan’da Türkiye’nin kurucusu Atatürk gibi bir lider yok. Herkesi bir ulus çatısı altında toplayacak bir lider yok. Lübnan’da hiç bir zaman bir millet düşüncesi doğru dürüst oluşmamıştır. Mezhepler kendileri gibi düşünmeyen hiç kimseyle hareket etmiyor ve tek bir çatı altında ulusal kimliğini oluşturamıyor. Ama bunu oluşturmak için birileri çabada gösteriyor.


Burada Lübnan’ı biraz dramatik olmasa da Irak’a benzetebiliriz. Çünkü yakın problemler yaşanıyor. Lübnan bu karmaşık yapı içinde birleştirilmesi çok güç bir ülke ama ayrılması’da çok güç bir ülke. Ülke içinde milliyetlerden çok mezhepsel sorunlar daha derin. İlk defa birisi, öldürülen Lübnan’ın eski  başbakanı Refik Harriri tüm Lübnanlıları tek çatı altında toplamaya başlamıştı. Bütün mezheplerin sevdiği ve üzerinde anlaştığı bir liderdi. Ama öldürüldü.

Harriri’nin öldürülmesi üzerine bir çok senaryo yazıldı. Siz bu suikastı kimlerin yaptırdığını düşünüyorsunuz?
-Büyük bir ihtimalle Suriye tarafından öldürüldü. Çünkü, Suriye, Lübnan eliyle İsrail’le savaşıyor. Birleşik ve kendi kararlarını alan bir Lübnan Suriye’nin politik çıkarları için istemediği bir durumdur. Ayrıca, Suriye ve İsrail Lübnan içinde ayrılıkları destekleyici bir politika yürütüyor. Lübnan biraz Polonya gibi. Polonya’da tarihte üç kez ayrılmıştır. Rusya ve Almanya arasında gidip gelmiştir. Lübnan’da böyle gidip geliyor.

 

“İran bölgenin tek hakimi olmak istiyor”


Her zaman ABD ve İsrail’in bir Ortadoğu projesinden bahsediliyor ve bu çok konuşuldu, tartışıldı. Peki, İran ve Suriye’nin bir Ortadoğu projesi yok mu?
-Evet elbetteki var. Suriye 1967’de İsrail ile girdiği savaşta Golan tepelerini kaybetti. Sonra, Suriye bu savaştan kaçtı ve ikinci kozunu öne sürdü, yani Filistin’i silahlandırdı. Suriye, hep İsrail’le, Lübnanlılar ve Filistinliler eliyle savaştı. Bu olaylar İsrail’in 1982’de yine Lübnan’ı işgal etmesine neden olmuştur. Bu olayla beraber İran ve Suriye Hizbullah’ı yaratıp başka bir cephe açtılar İsrail’e. İsrail asla Golan tepelerini vermek istemiyor. Lübnan’ı, Suriye uydusu bir ülke olarak ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyor. Sonuç olarak Amerika’da tam olarak ağırlığını koymaktan kaçındığı için Lübnan bunun bedelini ağır bir biçimde ödüyor.


İran, Güney Lübnan’da çoğunluklu olan Şii’leri bir piyon olarak kullanmaya başladı. İran bu durumdan çok mutlu çünkü, Amerika,  Afganistan’dan Taliban’ı çıkardı. Irak’ta Saddam’ı devirdi. Meydan İran’a kaldı. Diğer yandan ise petrol fiyatları inanılmaz yükseldi ve İran bundan büyük kar sağladı.


İran tam olarak Arap- İsrail çatışmasını kullanarak emperyal bir Manifesto oluşturmaya çalışıyor. Şu anda Arap dünyasında etkili bir güç yok. İran Arap dünyasının ve Müslümanların kurtarıcısı rolünü oynuyor. Bölgenin tek hakimi olmak istiyor. Burada önemli olan Türkiye’nin alacağı roldür.

“Türkiye ağırlığını koymalı”

 

Türkiye’nin Ortadoğu’da yaşanan bu tehlikeli  gelişmelere ilişkin, tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Büyük Britanya’daki Türk okuyucularına Avrupa Gazetesi aracılığıyla şu mesajı vermek istiyorum. İran’ın hem Emperyal emellerine ve İran’ın tek güç olmasına karşı hem de Lübnan’da yaşanan son gelişmelerle ilgili, Türkiye bir denge olabilir. Arap dünyasını sakinleştirebilir. Türkiye ağırlığını koymalıdır. Ama bakıyoruz Türkiye, çok dikkatli bir hassasiyet gösteremiyor. Oysa, Türkiye’nin tarihsel olarak  Arap dünyasıyla hem dinsel hem kültürel bir bağı var. Diğer yandan da İsrail’le hem de batıyla iyi ilişkileri var.

 

Başbakan Tayyip Erdoğan bu hassas dengenin liderliğini üstüne alabilir. Ortadoğu’da uzlaştırıcı ve arabulucu bir Türkiye, AB karşısında da elini daha da güçlendirecek ve vazgeçilmez olacaktır. Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları çok pasif ve çekimser gözüküyor dışardan. Türkiye’nin kınamaları bile bölgede ciddiye alınmıyor. Özellikle İran yeni bir emperyal güç olarak sahneye çıkarken, Türkiye’de sahnede yerini alması gerekir.

“Savaşma nedenlerini seviyorlar, Lübnan’ı değil”

 

Tüm yaşanan gelişmelere baktığınızda, Lübnan’da yeni bir iç savaş ihtimali görüyor musunuz?
Evet maalesef bu tehlike var. Eğer, Lübnan düşerse bu boşluk bütün dünyada başı boş bir terör’le doldurulacak. Eğer Lübnan’da Mezhep savaşları durdurulmazsa yeni bir iç savaş başlayacak. Bütün Arap basını bugün yaşanan olayları bir “Cihat” gibi sunuyor. “İsrail’i yeneceğimiz yer Lübnan’dır” yorumları bangır, bangır yapılıyor. Ama bunu yapanlar savaşma nedenlerini seviyorlar, Lübnan’ı değil.


İsrail’in sivilleri vurması ise Hizbullah’ın, İran’ın ve Suriye’nin elini güçlendiriyor. İsrail bunu barbarca yapıyor. Şimdi  yüz binlerce insan evsiz kaldı. Hedef gözetmeksizin İsrail vuruyor. Ama unuttukları bir şey var dünyadaki Yahudi düşmanlığı hızla büyüyor. Bu bir çıkmazdır.


Lübnan’da Hizbullah’ın en büyük silahlı güç olduğunu ve  arkasında küçümsenemeyecek bir İran ve Suriye desteği olduğunu söylüyor ve İsrail’in tavrının da Hizbullah’a olan desteği büyüttüğünü ifade ediyorsunuz. Eğer bu destek devam ederse Hizbullah tüm Lübnan’ı kontrol altına alabilir mi?


1990’dan bugüne kadar Lübnan, Suriye tarafından yönetiliyor ve çok ciddi bir Arap milliyetçiliği bölgeye empoze ediliyor.Tüm bunlara rağmen Hizbullah Lübnan’ı ele geçiremez çünkü bölgede 17 mezhep var. Ama Lübnan’da kontrol edilemeyen çok büyük ve etkili bir güç olur. İki bin yılında İsrail Lübnan’dan tamamen çekildiğinde bütün dünya Lübnan’ın artık bağımsız bir ülke olduğunu düşünmeye başlamıştı. İsrail bölgeden çekilmesine rağmen, Hizbullah silahlarını bırakmadı ve silahlanmaya devam etti.Lübnan’da en büyük silahlı güç olmak için uğraştı. Hizbullah bölgede daima İsrail’e karsı direnişçi rolünü oynadı. Bu rolü onaylamayanlara ise “Biz ülkenizi İsrail’e karşı koruyoruz ve siz bizim yanımızda yer almıyorsunuz”’ diyerek baskı kurdu. Suriye ve İran’ın kullandığı bir silahlı güç olarak yeni bir İsrail işgaline davetiye çıkarttı.


Bölgede üç ülkenin çıkarı gelip Lübnan’da buluştu.
-İran nükleer silahlarını bu durumla örtbas etmeye ve nükleer silah elini güçlendirmeye çalışıyor.
-Suriye Birleşmiş Milletler tarafından Lübnan Başbakanı Refik Harriri’nin öldürülmesine ilişkin soruşturma altına alınması kararını başka yere yöneltiyor.
-İsrail ise  Filistin’de yaptıklarını kapatmaya çalışıyor.
Bu üç ülke Lübnan üzerinden ellerini temizlemeye çalışıyor.

Gelinen aşamada Lübnan için acil yapılması gereken müdahale nedir?
-En iyi çözüm bir an önce bölgede ve dünyada etkili güçlerin bir araya gelip, Lübnan’ın bağımsızlığını koruma altına almaya çalışmalarından geçer. Avrupa, Arap dünyası, Birleşmiş Milletler, hatta Nato, çok geniş bir çapta kurulacak bir organizasyonla Lübnan’a ağırlığını koymalıdır. Lübnan tekrar bağımsız bir güç olarak oluşturulmadan da ayrılmamalıdır. Türkiye ise  buradan başlayarak bu gücün lideri olabilir.


Akın OLGUN

www.avrupagazete.com

 

Wednesday, August 09, 2006 1:07:32 AM (GMT Daylight Time, UTC+01:00)  #    Comments [0] -


Röportajlar
Kategoriler
[RSS] avrupa gazete
[RSS] birgun
[RSS] içsel Dökümler
[RSS] ikincigundem
[RSS] Kitap Hakkında
[RSS] Kitaplar
[RSS] mavi melek
[RSS] Önerdikleri
[RSS] Röportajlar
[RSS] Şiirleri
[RSS] sizler için seçilenler
Navigasyon
Birgün Gazetesi
Mavi Melek
Avrupa Gazetesi
Akın Olgun
Takip Ettiklerim
 Ece Temelkuran
 HABERVTR
 İkinci Gündem
 İnsan Hakları Derneği
 İRSAD AYDIN
 Latin Bilgi
 Medical Fondation
 Mehmet Altan
Mesut Koşucu
 New Entry
 sendika.org
 Uluslararası Af Örgütü
 Yaşar Seyman
Arşiv
<August 2006>
SunMonTueWedThuFriSat
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789