Düşsel bir yolculukta yetim sokakları dolaşırken Yüzüme çarpan sıcak bir hüzün yelinde duruyorum Kızaran yüzümün yansımalarını düşünerek Utancımın suç ortağı oluyorum Göz ucumdan Meydana düşen yüreğim yankılanıyor Ve Yankılarımın sesinde içi buruk ağrılarımı Bir el Bir çift söz ile sarıyor Ne garip
Artık Gecelerden sabahlara uykusuz nameler düşüyor bir sabah günaydını süzülüp penceremden Yaralı tenimde soluklanıyor ve Nefesimde buharlaşan şefkatimi Bir dokunuş Yüzümden İki damla gözyaşı gibi akıp
Uykularımı göz kapaklarıma Bir armağan gibi devrediyor
Ne garip Kendimden arta kalanlardan çoğalıyorum Çatısız duygularım ıslanıyor yağmurlardan Anılarımda üşüyüp Geleceğimden umutlar çekip Soyunup çırılçıplak Ayıklayıp acılarımı bedenimden Masumiyetimi kırık aynalardan toplayarak Utancımın suç ortağı oluyorum
ne garip Eşkâlimden habersizim Duygularıma kırılan kalemin bir hükmü yok Çığırtkan tutanaklara ASİ yazılmamın da Ödedim bedelini çarmıha gerilen sevdalarımın Ellerimde kalan asil yangınlarında… ‘sana’ Zamansız Düştüm Vakitsiz bir misafirdi varlığım
Hep olmaman gereken yerde olmalarım gibi Devrilen her günün Her ayın Her yılın Alnıma yerleşen kırık izdüşümleri gibi… İçimden kopan parçaları her emanet edişimde Sustum kendime
Islanan yalnızlığımı paylaşarak vicdanımda Sorularım ve cevaplarımla Arkadaşlık ederek gölgeme Yürüdüm kimsenin bilmediği sokaklarda Yüzüme çarpan serinliğinde durdum Uykusuz nameleri alıp koynuma Uzandım sabahın ilk ışıklarına…
Akın OLGUN/ Şiirler