Resmi bir mermi,
kuytusunda bulduğu korkuya saldırıyor.
“Ne yazık”
“Ahh ne yazık” demenin ürkütücü anonsu,
duyuluyor kırık pencerelerden.
Soğuk çağrılar duvarlara çarpıp,
tek tek düşüyor insan enkazlarına.
Umut taşımak bir sonraki saliselere,
acının alnını karışlamak gibi, beyhude bir çaba.
Geceleri aydınlatmanın ağır emirleri,
semazen yanmalara düşüyor, rengarenk.
Bütün
intiharlar
huzursuzdur,
bütün huzursuzluklar ise intihar etkisindedir.
Ve
Eşitsiz çatışmaların, eşitsiz kulluğu,
ucuz pankartların, yoksul sloganları gibi,
aynı mezarlara yarenliktedir.
Yüzü olmayan resimleriydik taş duvarların.
Yürek bileyerek gecen zamanlara,
yıllara devrederek, bıraktığımız anıları,
çocuk yaslarımıza, ağır ifadeler ekleyerek çoğalttık.
Mahrem
yalnızlıklarımızı,
özgürlük umudu halaylara takıp,
kolkola utanarak,
devrimler yazdık sert adımlarla.
Suratlarımıza kapanan demir kapıların ardında,
ölümüne yeminli yok edicilerin,
rövanş vakti, beysbol vuruşların, bedenlerimizde,
birer çentik atmalarına, sessiz çığlıklar ekledik.
Farklılıkları tek tiplere mahkûm edip,
uyumsuzlukları zapturapt altına almaların,
farklı versiyonlarını yarattık.
Taraftık
acemice.
Açlığa gönüllü mahkûm terbiyemizde,
acıları örgütleyerek,
çoğaltarak ölümleri,
içinden çıkarılacak şeytanları
seyre dalan kalabalıklardan,
bir medet, bir itiraz bekledik İtirazsız .
Sonrası
Cehennem
Yangınları…
Cümbüşünde el alem duyarsızlığın,
topunu toplasan etmez bir elin yarattığı hüner kadar.
Topunu toplasan kuru bir gürültü,
kuru bir toplu dua altı üstü, karşılığı olmayan.
boynu bükük telaşlar,
bir avuç koşturmaca,
üzerinde bol kârlı kazançlar yaratmasını bilen,
“özgürlük savunucularına”,
Avrupai ödüller teslim ettik .
Akın OLGUN/ Şiirler