Akın Olgun
Akın Olgun Resmi Web Sitesi RSS 2.0   
Mesut
İletişim
olgunakin@yahoo.co.uk

Birgün Gazetesi



Birgün Gazetesi
Kitaplarım

Birgün Gazetesi

Birgün Gazetesi
# Sunday, June 20, 2010
Tutsakların Avazı



Cezaevlerinde hasta tutsakların ölümlerinin gerçekleşmesini bekleyen duyarsızlığımız, adalet duygumuzun nasıl köreltildiğini gösteriyor.

Siyasi tutsaklara ölümlerden ölüm beğenmesini salık veren devlet anlayışı hiçbir dönem değişmedi. Ölmelerini istiyorlar. Sessiz sedasız ölüp tükenmelerini ve böylece başlarını ağrıtan o direniş uğultusundan kurtulabilmeyi istiyorlar. Ölümlerini bekledikleri için hiçbir zaman adaleti onlardan yana çevirmiyorlar.  

Güler Zere bu adaletsizliğin kurbanı oldu. Birkaç aylık özgürlüğü bir lütuf gibi sunup, ölümün kıyısına terk ettiler. Raporları yok saydılar, iç ettiler tüm yakarışları. Devletin insan hakları komisyonu Zere’yi değil, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü ve Birleşmiş Milletler Özel Raportörü'nün raporlarında adı "işkence karşısında kötü hekim tutumlarına örnek" olarak gösterilen Adli Tıp 3.ihtisas kurulu başkanı Dr Nur Birgen’i korudu. O kadın Zere’yi beş dakikada muayene edip ‘‘hastanenin mahkûm koğuşunda kalabilir’’ diyerek Zere’nin ölüm yolculuğunu örgütlemişti. O kadın Susurlukçu İbrahim Şahin’e hafıza kaybı raporu vererek tahliyesinin önünü açtırmıştı. O kadın 1995 te işkence gören yedi kişiye ‘‘işkence bulgusuna rastlanılmamıştır’’ diyerek işkenceci polisleri korumuştu. O kadın Wernicke Korsakoff sendromuna yakalandığı için tahliye edilen 16 tutuklu ve hükümlü için "cezaevinde yaşamını sürdürebilir" diyebilendi. O kadın hala görevinin başında emre amade olarak hizmet veriyor.

Hasta tutsaklara dair haberler, yazılı basının kenar uçlarında ara ara yer buluyor. Bir kaç yüz duyarlı insanın çabalarıyla tutsakların yaşam hakkı gündeme taşınmaya çalışılıyor. Cezaevi duvarlarının arkasından gelen haberlere yıllardır uygulanan resmi ambargo, diline demokrasiyi dolayanlarca hiç gündeme getirilmiyor.

Koca bir yalanı yaşıyoruz hep beraber.

Söz konusu bu ülkenin devrimcileri, ilericileri olunca yeni İslamcı demokratların ağzını bıçak açmıyor. İktidarın baston değneği işlevini gören dernekçilikleri, gerçeği perdelemek için kendi gündemini oluşturuyor. 

Onların gündeminde bu ülkede hak ve özgürlükler için en ağır bedelleri ödeyen devrimciler, ilericiler hiç olmadı. Güler Zere için adli tıp önünde günlerce direnenleri hiç görmediler. Devletin katliamlarını, faili meçhul cinayetlerini, işkencelerini, çetelerini en ağır bedelleri göze alarak dile getirenleri yok sayıp, seyircisi ve ortağı oldular iktidarların. Şimdi kanal kanal dolaşıp demokrasiden bahsetmeyi serbest meslek edinenler, ödenen bedellerin üzerinde geniş geniş konuşuyorlar… 

Efendim cuntalar kötüymüş, demokrasi herkes için lazımmış, bu iktidar bir şansmış, iktidarı istemeyenler demokrasi karşıtı güçlermiş. Bu -mışlı, -muşlu cümleler aslında iktidarın çehresini süsleyerek karnını doyuranların kapı kulluğundan başka bir şey değil. İktidar tandanslı demokrasi anlayışı doğal olarak kendisi dışında her şeyi ya yok sayıyor, ya da onu kendi malı sayıyor.

Bu Türkiye’ye özgü bir durum.

Ilıcak’a demokrasi madalyası, manyeto sesli Önder Aytaç’a bilirkişi unvanı, Ozan Kütahyalı’ya çaktımcılık köşesi ve Oray Egin’e Türkiye’nin en geç ve en derin entelektüeli payesinin sunulduğu bir ülkede her şeyin vıcık vıcık olması, aranan eksen kaymasının tam da kendisidir.

Kendi ülkesinin özgürlük sorununu, kendisine sağlanan özgürlük alanı kadar gören anlayış sahipleri, ötekinin gasp edilen özgürlük alanına burun kıvırıyor. İktidarın özgürlüğünü savunmayı demokrasiyi savunmak zanneden bir ahmaklık trajedisi izliyoruz.  Sahnede iktidarın demokrasi oyununu şen şakrak sergileyenler, kuliste işlenen cinayetleri örtbas ediyorlar.

İşte cezaevlerinde ölüme mahkûm edilen siyasi tutsaklar bu cinayetin kurbanlarılar. Bir bir ölümün kıyısına itiliyorlar. Hücre cezaevleri onlar için var. Tecrit işkencesi onlar için uygulanıyor. Konuşmaları yasak, yazmaları yasak, görüşmeleri yasak, okumaları yasak, düşünmeleri yasak…

Yardım gemilerinde gözaltına alıp İsrail cezaevlerine konanların anlatımlarını izledik günlerce televizyonlarda. Fiziki ve daha çok psikolojik işkenceye birkaç gün boyunca nasıl maruz kaldıklarını anlattılar. Herkes şaşkınlık ile nefretle kınadı olup biteni. Ama gelin görün ki kendi ülkemizin cezaevlerinde olup bitenler için ‘‘Ohhh ne iyi oldu’’ diyenlerin bu şaşkınlığı nasıl ikiyüzlü bir sosyete vicdanına sahip olunduğunu gösteriyor. Ölen kuşa ağlayan ama öldürülen insanın kimliğine bakarak mimik seçen bir vicdan türü bu… Zere bugün hayatta değil. Erol Zavar için ise aylardır uğraşılıyor, hasta tutsakların sesi duyulsun diye aylardır bir kavga veriliyor ama dilini arı sokmuş gibi davranan yeni demokrat türü ezberini bile yenilemeye gerek duymaksızın kendini konuşmaya devam ediyor.

Hasta tutsaklar için verilen mücadele bu yanıyla bir turnusoldür. Yazılması, konuşulması, dile getirilmesi istenmeyen tutumun arkasında sol’a yönelik uygulanan şiddet anlayışının devamlılığı var. Üç maymunu oynayarak demokrasi mücahidi kesilenlerin onlardan hiç bahsetmeyişi boşuna değildir.

Ölümleri devlet bekası için uygun gören ve bu yanıyla suskunluğu bir yol olarak izleyenlerin yanıldığı bir şey var. İçeride avluya düşen karlar ile kardan adamlar yapıp ona zafer işareti yaptıranların umudu erimez.

Erimediği için on binlerce insan Grup Yorum ile birlikte tek ses olup hep bir ağızdan aynı türküyü söylüyor. Onların avazı duvarları aşıp bir yer buluyor kendine.

Akın OLGUN/ BirGün Gazetesi





BIRGUN_D20100620_P5_C5066590_U1567.pdf (172,46 KB)
Sunday, June 20, 2010 12:10:53 PM (GMT Daylight Time, UTC+01:00)  #    Comments [0] -


birgun
Kategoriler
[RSS] avrupa gazete
[RSS] birgun
[RSS] içsel Dökümler
[RSS] Kitap Hakkında
[RSS] Kitaplar
[RSS] mavi melek
[RSS] Önerdikleri
[RSS] Röportajlar
[RSS] Şiirleri
[RSS] sizler için seçilenler
Navigasyon
Birgün Gazetesi
Mavi Melek
Avrupa Gazetesi
Akın Olgun
Takip Ettiklerim
 Ece Temelkuran
 HABERVTR
 İkinci Gündem
 İnsan Hakları Derneği
 İRSAD AYDIN
 Latin Bilgi
 Medical Fondation
 Mehmet Altan
Mesut Koşucu
 New Entry
 sendika.org
 Uluslararası Af Örgütü
 Yaşar Seyman
Arşiv
<June 2010>
SunMonTueWedThuFriSat
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910