Akın Olgun
Akın Olgun Resmi Web Sitesi RSS 2.0   
Mesut
İletişim
olgunakin@yahoo.co.uk

Birgün Gazetesi



Birgün Gazetesi
Kitaplarım

Birgün Gazetesi

Birgün Gazetesi
# Thursday, November 12, 2009
Ordu, Hükümet, Barış

Askeri anlamak gerekiyor. Henüz alışamadılar kendilerinin siyasetin dışında kalmaları gerektiği düşüncesine. Kakılmış, itilmiş görüntüsü onları hem rahatsız ediyor, hem de öyle olmadığına dair vakur bir duruş şekillendirmeye çalışmaları her kesim tarafından farklı yorumlara neden oluyor.

Geleneksel zapturapt reflekslerinin törpülenmesi mecburiyeti canlarını yakıyor olsa da, başka şanslarının olmadığının farkındalar. Farkında olmanın verdiği rahatsızlık bazen bir dışa vurum olarak kelimelere, cümlelere akarak yansıyor.  Demokrasiye balans ayarı çekme adına siyasete müdahale edip, tankları caddelere sürenler, şimdi kendileri aynı balans ayarına maruz kalıyorlar.

Türkiye’nin en güvenilir kurumu olduğuna dair inancının halk nezdinde sarsılması ise başka bir deprem telaşını yaratıyor. ‘’Göz bebeği’’ destekçi yazarları bile kem, küm ederek, orduya akıl vermeye başlamaları, içine düştükleri durumu gözler önüne sermesi açısından dikkat çekici. Genel Kurmay Başkanlarının gözlerinin içine bakarak, kendi varlıklarını onlara ispat etmeye çalışanlar, bugün dengelerin değiştiğine dair aldıkları koku ile mırıldanmaya başladılar. Mırıl mırıl asker botlarına sürtünenler şimdi o çizmeleri küçük küçük tırmıklıyorlar... Buda ayrı bir tiksinme yaratıyor insan da. Bazıları vardır bilirsiniz tavrı nettir. Beğenmeseniz de bir duruşu vardır ve bu duruşa uygun olarak konuşur, yazar, çizerler… Ama böylelerinin kemiksizliği insanı gerçekten ürkütüyor…

Önümüzdeki yakın bir dönemde ordunun da kendi kozlarını öne sürerek bir hesaplaşma yapacağına hep birlikte tanıklık edeceğiz. İstihbarat savaşından vurgun yiyerek çıkan ordu, bir karşı atakla ve daha organize olarak mutlaka dengeleri koruyacaktır. Ama şimdilik sürecin gerekliliği olarak siyasi bir ricat kararı aldıklarını söylemek ve bu karara uygun olarak beklemede kaldıklarını düşünmek yanlış olmayacaktır.

İşte bu noktada bir soru geliyor akla. Başbakan devlete güveniyor mu?

 Bu soruya cevabım elbette ki hayır. Başbakanın kendisi de çok iyi biliyor ki sürecin ihalesi kendisine kalmıştır. Kürt sorunun çözümü kendisine zoraki ihale edilmiş olması onu gittikçe bir açmaza sokuyor. Hazırlıksız yakalandığı bu ihalenin altında kalmaktan korkuyor. Bugün ona tam destek sunanların, yarın ansızın karşısına geçebileceğini ve kendi sonunu hazırlayabileceklerini, Türk devlet geleneğinin doğasında olduğunu biliyor. Böylesi bir ihaleye hazırlıksız yakalandıklarını anlamamak ahmaklık olur. Bu kadar önemli bir sürecin yap- boz’a dönüşmesi, kimin ne söylediğinin belirsizliği, atılan adımların bir anda boşluğa sürüklenmesine dair göstergeler bunu kanıtlıyor. DTP’yi bir anda ateşin ortasına atarak, yarattıkları tablodan sıyrılma telaşı da buna en iyi örnek.

Barış süreci her iki taraf açısından da, enine boyuna ele alınmadığını görülmesi ise tam bir hayal kırıklığı yaratıyor. Barış talebinin toplumda ortaklaşmasını sağlamadan, ‘ben yaptım oldu’ tarzıyla hayata geçirilmesi, savaşın ektiği milliyetçiliğin yeniden hortlamasına neden oluyor. Oysa barış tarafsız bir bölgedir. Bu tarafsızlık oluşturulmadan atılacak her adım karşıtlarını bileyerek çoğaltır ki öyle oldu zaten… Karşılıklı iyi niyetlerin popülist politikalara kurban edilerek bir rant’a çevirmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacağı gibi, çözümsüzlüğün bir aktör olarak sahnede yeniden yer almasını sağlayacaktır. 

Çözümsüzlüğün büyüdüğü yerde korkularda büyür.

Başbakan için bu korkunun adı devlettir. Çünkü başbakan devleti değil, devlet başbakanı yönetiyor. ‘’Hükümet olduk ama iktidar olamadık’’ sözü bu gerçekliğin bilinmesinden çıkmıştır. Barışın bu derece yalpalamasının bir nedeni de korkudur. Bu nedenle sürece dair adam gibi bir inisiyatif geliştirilemiyor. Bir devlet politikası olarak ‘’Demokratik Çözüm’’ün ele alındığını varsaymak gerçekten zor. Eğer böyle olsa idi, süreç bu kadar karmaşık hale gelmezdi ve adım adım şekillendirilerek, daha kalıcı sonuçlar alınabilirdi. Sürecin yeniden ve daha akılcı bir tarzda ele alınması gerekiyor. Her iki taraf açısından da bu başarılamazsa, toplumsal barışın sağlanması adına çok büyük bir fırsat kaçırılmış olacak.

 A.OLGUN

Avrupa Gazetesi

 

Thursday, November 12, 2009 8:36:00 PM (GMT Standard Time, UTC+00:00)  #    Comments [0] -


avrupa gazete
Comments are closed.
Kategoriler
[RSS] avrupa gazete
[RSS] birgun
[RSS] içsel Dökümler
[RSS] Kitap Hakkında
[RSS] Kitaplar
[RSS] mavi melek
[RSS] Önerdikleri
[RSS] Röportajlar
[RSS] Şiirleri
[RSS] sizler için seçilenler
Navigasyon
Birgün Gazetesi
Mavi Melek
Avrupa Gazetesi
Akın Olgun
Takip Ettiklerim
 Ece Temelkuran
 HABERVTR
 İkinci Gündem
 İnsan Hakları Derneği
 İRSAD AYDIN
 Latin Bilgi
 Medical Fondation
 Mehmet Altan
Mesut Koşucu
 New Entry
 sendika.org
 Uluslararası Af Örgütü
 Yaşar Seyman
Arşiv
<September 2010>
SunMonTueWedThuFriSat
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293012
3456789