Hamas’ın ana besin maddesi olan Yahudi düşmanlığı, bugün artık kendisi gibi düşünmeyen herkesi kapsayacak şekilde genişledi. Mağdur olmaktan ezen olmaya dönüşüm, gücü eline geçirmekle başlıyor. Hamas artık hâkimiyetini ilan ettiği Gazze’de, şeraiti gücünü sağlam kazığa bağlamak için uygulamaya sokuyor. Çocukları savaşın asli unsuru olarak kullanan ve çıkan dehşet görüntülerinden beslenenler, artık kendi çocuklarını yemeye başlayacaklar. Dinin, iktidarlar için en güçlü silah olduğunu anlayanlar, bugün ona kurbanlar vermek için şartların iyice olgunlaşmasını bekliyor.
‘’Haberlere göre, dün yeni eğitim-öğretim yılının başladığı Gazze Şeridi’nde liselere giden kız öğrencilere, lacivert uzun pardösü giymek ve beyaz başörtüsü takmak zorunda oldukları duyuruldu. Beşir Er Reis Lisesinden bir kız öğrenci, arkadaşıyla birlikte kot pantolonla gittikleri okulda, hicap giymedikleri takdirde okuldan kovulmakla tehdit edildiklerini söyledi. Gazze kentindeki bazı okulların giriş kapılarına yeni kıyafet zorunluluğuna ilişkin duyurular asıldığı da bildirildi. Bu duyurularda, özellikle kız öğrencilere hitaben, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında kıyafet zorunluluğuna dikkat çekildi ve yeni üniformaların "lacivert hicap ve sadece beyaz başörtüsü ile beyaz veya siyah ayakkabıdan" oluştuğu kaydedildi. Devlet okullarında okuyan Hristiyan kız öğrencilerin de aynı şekilde giyinmeye ve başlarını kapatmaya zorlandıkları ifade ediliyor.’’ (Radikal Gazetesi)
Bu tür haberler önümüzdeki günlerde artarak devam edeceğinden kimsenin kuşkusu olmasın. Gizli yönetmelikler ve kararnamelerle hayata geçirilmeye çalışılan baskılar, bir süre sonra yasallaşarak tüm Gazzelileri sarıp sarmalayacak. Maalesef Siyoninizm ve Hamas-inizm birbirini besleyerek büyüyor. Baskıda ortaklaşıyorlar. Şiddet, karşıtını kendisine benzeştirerek büyüyor ve biz buna ağzımız açık tanıklık ediyoruz.
Kimi, kimleri ne adına destekleyeceğiz? Sunulan destekleri kendi baskıcı iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullananlarla nasıl ortaklaşacağız. Ortaklaşmalı mıyız?
Hem Siyonizm’in karşısında durmalı, hem de yeni doğan Hamas-inizm’e karşı bir duruş geliştirmeliyiz. Yoksa bizde ezilenlerin güçlenince ezenlere dönüşmelerine ortaklık etmiş olacağız. Hak ve özgürlüklerin gasp edildiği yerde direniş, sadece bu gaspları meşrulaştırmaya yarar ve zulme karşı direnişin altı boşalır.
Bir hareketin, Hak ve Özgürlükler karşısında ki duruşu, bizimde duruşumuzu belirlemek zorunda. Önemli olan zulme karşı direnişi desteklerken, zulme uğrayanların zulümle benzeşmelerine de karşı çıkmaktır. Bunu yapabildiğimiz ölçüde objektif olabiliriz. Yoksa taraf olmaktan, taraftar olmaya dönüşen çizginin üzerinde cambazlık yapmaya başlarız…
Alttan alta gelişen Yahudi düşmanlığının, altında yatan bir neden de objektif olmayı başaramayışımızdır. Radikal İslamcıların bir politika olarak bu düşmanlığa sarılmaları ve herkesi bu sarmala dolamaya çalışmaları, bu politikanın çok çabuk taraftar bulmasından kaynaklıdır. Her taşın altında bir Yahudi aramaya çıkan toplumsal psikolojimizin, ne kadar sağlıklı olduğuna siz kar verin… Toplum olarak yaşadığımız fobimani durumu gerçekleri görmemize engel oluyor.
Akın OLGUN
Avrupa Gazete