Akın Olgun
Akın Olgun Resmi Web Sitesi RSS 2.0   
Mesut
İletişim
olgunakin@yahoo.co.uk

Birgün Gazetesi



Birgün Gazetesi
Kitaplarım

Birgün Gazetesi

Birgün Gazetesi
# Sunday, June 06, 2010
Şiddeti Çalmak



Hengâmeler içinde birçok şey anlaşılmaz bir hal alır. Suların durulduğu, yaşananların daha berrak bir hal aldığı süre sonunda bile bizler sanki dalgalarla boğuşuyormuşçasına çırpınmaya devam ederiz. Her kafadan bir ses çıktığından ve herkes sadece kendi sesini duyurmak ve duymak istediğinden bir türlü kargaşadan kurtulamayız. İsrail’in sağcı hükümetinin yardım gemilerine saldırısının ardından aslına bakarsanız yine aynı sorunu yaşıyoruz.

Hepsinden ötesi anti-semitizmin daha da yükselerek, geri dönüşü olmayan bir düşmanlığın hepimizi içine alacak şekilde büyüyerek bir salgın gibi yayılma tehlikesidir. Türkiye’de her şey uçlarda yaşanır. Çünkü toplumun duygu uçları din ve milliyetçilik ekseninde sürekli kanatılmıştır ve yaraların iyileşmesi gerçek anlamda hiçbir zaman istenmemiştir.

Yardım gemisine yapılan kanlı müdahalenin ardından, bir annenin çocuklarını feda etme, kurban etme gibi bir sözü haykırarak, öfkesini ölüm üzerine kurması bizi düşündürmek zorunda. Bir yardım kuruluşunun başkanının bir general havasında konuşurken zafer, şahadet ve had bildirme üzerine yaptığı açıklamalar amaç, niyet ve varılan nokta konusunda bizi düşündürmek zorunda. Hiçbir şey insanların hayatından daha değerli olamaz. Şehitlik mertebesi üzerine can pazarlığı yapılamaz. Bunu açıkça söylemek zorundayız. Ama söyleyemiyoruz… İsrail hükümetinin şiddetinin yanında duruyormuş gibi gözükmek korkusu büyük çoğunluğun dilini büküyor.

Evet, insan hakları kuruluşları, sivil toplum örgütleri birçok çatışmalı bölgede aktivistlerini kaybetmişlerdir. Onları  ‘‘İnanılmaz’’ kılan çatışmaların ortasında büyük bir yüreklilikle işlerini yapıyor olmalarıdır.

Bu inanç onların tanklar önünde dimdik durmalarını, dünyanın neresinde bir haksızlık varsa orda olmalarını ve tüm dünyaya bunu duyurmalarını sağlar. Bunun yol ve yöntemlerini en ince detaylarına kadar düşünür ve planlarlar. Bunu yaparken aktivistlerinin başına gelebilecek en kötü ihtimalleri de göz önüne alarak hareket ederler. Her aktivist çalışma bölgesinde haklarını ve yaşanabilecekler karşısında alacağı tavrı bilir ve zaten bu konuda geniş çapta bilgilendirilir…

Şiddet uygulayanların şiddetini çalarak kendi amaçlarının önüne koyanlar ise, aslında kendi şiddetlerine haklılık yaratmaya çalıştıklarını bilirler.

İsrail’in kanlı baskını tüm Yahudilere mal edimez. Yardım gemileri ve arkasından yaşananlar ‘‘her taşın altın da bir Yahudi arayan’’ psikolojimizi daha da tetikliyorsa burada bir sorun var demektir. ‘‘Hitler bunları boşuna yakmadı’’ diyen cahil insan sayısı azımsanmayacak bir sayıda olduğu gerçek. Türkiye bu psikolojinin sonuçlarını çok ağır yaşadı. 6-7 Eylül olaylarını, Üzeyir Garih’i ,Hrant’ı, Peder Santora’yı, Malatya zirve yayınevinde katledilenleri, Sivas da diri diri yakılan aydınları hatırlamak zorundayız. Böylesi bir süreci din ve milliyet çatışmasına sürükleyebilecek, yönlendirebilecek güçlerin azımsanmayacak bir kontra birikimine sahip olduklarını unutmamak gerekiyor. 

Bu ülkede kaş yapayım derken gözleri çıkarılan binlerce insan var. Meseleyi din ve milliyet eksenli yoğurup, olayı insan hak ve özgürlüklerin dışına taşıyarak, kavgaya şahadet duygusu ile bilenenlerin ruh hali ile davranmak ne bize, ne de Gazzeli lere hiçbir şey kazandırmayacak.

İnsan hak ve özgürlükleri evrenseldir ve bu yanıyla sınıf, devlet, din, milliyet vb her şeyin üstünde bir kavramdır. İnsan vicdanını birleştiren nokta da burasıdır. Eğer yapmak istediklerinizi ve yapacaklarınızı meşru müdafaa temelinde bir çizgi ile ele alırsanız bu sadece sizin kavganız olur. Çünkü Meşru müdafaa sınırları oldukça geniştir ve şiddete şiddet ile karşılık vererek haklılığını sorgulatır. (Allahtan askerin elinden alınan silahlar kullanılmamış ve daha büyük bir katliamın önüne geçilmiştir. Ama tersi de yaşanılabilirdi… )

Hırsızın hiç mi sucu yok denebilir ama zaten onun hırsız olduğunu herkes bildiğinden tekrar etmeye gerek yok. Bütün dünyada sağcı ve gerici iktidarlar kanla beslenirler ve en büyük silahları da demagojidir. İsrail’in söylemlerinin bize hiç de yabancı olmadığını kendi ülkemizde yaşananlardan biliyoruz. Yargısız infazların, katliamların, cinayetlerin, cezaevi operasyonlarının hemen arkasından ‘‘ellerinde silah vardı, demir sopalarla saldırdılar, vurmasak katliam yapacaklardı’’ diyerek tıpkı İsrail’in gemide bulup, buluşturduğu her şeyi de silah olarak gösterip yaptıklarına haklılık bulmaya çalışanlara yüzlerce kez tanıklık etti bu halk.

Umarım tüm bu yaşananlardan kendisine milli kahramanlık payesi çıkaran ve bunu düşman belletildiği azınlıkların üzerinden yapmaya çalışan güruhlar ortaya çıkmaz. Anti- semitizm bataklığı büyümez ve bizlerde içine batmayız.

Akın OLGUN/ BirGün Gazetesi


 

 

BIRGUN_D20100606_P5_C4954774_U1567.pdf (381,04 KB)
Sunday, June 06, 2010 1:23:31 AM (GMT Daylight Time, UTC+01:00)  #    Comments [0] -


birgun
Comments are closed.
Kategoriler
[RSS] avrupa gazete
[RSS] birgun
[RSS] içsel Dökümler
[RSS] ikincigundem
[RSS] Kitap Hakkında
[RSS] Kitaplar
[RSS] mavi melek
[RSS] Önerdikleri
[RSS] Röportajlar
[RSS] Şiirleri
[RSS] sizler için seçilenler
Navigasyon
Birgün Gazetesi
Mavi Melek
Avrupa Gazetesi
Akın Olgun
Takip Ettiklerim
 Ece Temelkuran
 HABERVTR
 İkinci Gündem
 İnsan Hakları Derneği
 İRSAD AYDIN
 Latin Bilgi
 Medical Fondation
 Mehmet Altan
Mesut Koşucu
 New Entry
 sendika.org
 Uluslararası Af Örgütü
 Yaşar Seyman
Arşiv
<September 2010>
SunMonTueWedThuFriSat
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293012
3456789