«

»

Ara
25

Gerçek Acıların İçinde Saklı

Akın OLGUN/ BirGün Gazetesi

 

 

Tarih bilinci sıfırlanmış toplumlar ya sadece över, ya da sadece söverler. Ermeni katliamını sürekli ıskalayan ulus devlet anlayışı, sadece kendi tarihine övgüler dizilmesini beklemektedir. Övmeyenlerin vatan, millet düşmanı olduğu kanısını toplumun iliklerine kadar yedirebilmiş resmi tarih anlayışı yeniden hortlamış görünüyor.

“Biz Ermenileri katletmedik”den, “kötü şeyler oldu ama sorun neden oldu” noktasına zar zor gelebilmiş ve bunu da büyük bir adımmış gibi sunan resmi tarih makinesi yeniden savunmaya geçerek Fransa’ya haddinin bildirileceğini manşetleşmeye başladı.

Bir katliamın, tarihe geçmiş bir insanlık suçunun ısrarla üstünü örten, hatta bahaneler üreterek kendisini haklı çıkarmaya çalışan bir yüzsüzlük almış başını gidiyor.

Hala Anadolu’nun birçok yerinde Ermeni mezarı arayıp her yeri talan eden ve mezardan altın çıkacağına iman etmiş mezar avcıları dolaşıyor. Üzerine efsaneler yazılmış Ermeni altınları hikâyesi yağma ve talan döneminden günümüze kültürel genetiğin izlerini veriyor. Bu acımasızlığı, dönemin kendisine vurduğunuzda ortaya çıkan tabloyu artık siz düşünün. Katledilenlerden kendisine zenginlik yaratan, evinden yurdundan edilenlerin malının, mülkünün üzerine oturan ve bunu kendisine hak sayan bu kültür resmi tarihle de ‘aklanmış’ ve onay görmüştür.

Bütün katliamcılar kendilerine haklı sebepler yaratırlar. Ermenilerin binlerce kez ölümü hak ettiğine dair inancın “vatana ihanet” süslemesiyle tartışılmaz hale getirilmesi, daha sonraki dönemlerde Dersim katliamı,  6-7 Eylül olayları, Maraş katliamı, Sivas katliamı silsileleri aynı milliyetçi dilin, bildik  kalıplarla nasıl yaşadığının göstergesidir.

Devletlerin yaptığı katliamları birbiri ile yarıştırarak “siz de yaptınız” tarzı bir ahmak uyanıklığı sadece katliamlara maruz kalanların ne kadar değersizleştirildiğini anlatıyor bize. En acı olan budur…

“İhanetle” özdeşleştirilmiş her olayın üzerindeki milliyetçi cilayı kazıdığınızda, altından acı ve kahır çıkıyor olması nasıl açıklanabilir?

İletişimin ve bir yerden haber almanın aylarca sürdüğü bir dönemde neler yaşandığını, neler yapıldığını anlamak için bugüne bakmak yeterlidir. Her türlü iletişimin ve haberin saniyeler içinde dünyaya yayıldığı bir dönemde bile  Kürtlere ve sisteme muhalif herkese yönelik devlet şiddeti ortadayken, o günlerde olabilecekleri düşünmek bile insanı ürpertiyor.

Hissetmiyoruz. Mesele bu.

Bir milyon insanın yerinden yurdundan edilmesi fikrine “olabilir” bakışı atıp, “dönemi anlamak lazım” diyerek bütün yaşanmışlıkları iç eden o ruh aslında katliamın yaşayan ruhudur.

Yüzlerce yıldır yaşadığı topraklarda “yabancı” muamelesi gören Ermenilerin, bu topraklarda kaybettiklerini bile hiçbir zaman anamamış olmaları nasıl bir eziyetle hala yüz yüze olduklarını gösterir. Kayıp mezarlar, kayıp kardeşler, kayıp anne, babalar… Birbirlerini bir daha hiç görememiş ve tanıyamamış kuşaklardan bahsediyoruz. Adına ister soykırım deyin, ister katliam, ister sürgün… Gerçek açıların içinde saklı.

Bize anlatılan tarih, dörtnala at koşturup zaferler kazanan “yüce” bir tarihtir. Nalların altında ezilenlerin tarihi yoktur ve hiç olmamıştır. Bu yüzden bizler bugün bile ezenleri kutsuyor ve ezilenleri hor görüyoruz. Bu ülkede mazlumun sesinin sürekli bastırılmasına göz yuman, güçlüden yana olmanın yağlı bir kapı olduğunu düşünen milyonlarca insanın gönül kapısı zincirlerle kapatılmıştır.

Ermeni olmayı hakaret kabul eden resmi ideolojinin, Hrant’ın katledilmesinin ardından gelişen “Hepimiz Ermeniyiz” şiarına karşı örgütlediği tepkiyi hatırlarsak eğer, bir meseleyi savunmada çizilen sınırı da görmüş oluruz. Hrant’ın katledilişinin ardındaki güçleri koruyan kollayanları daha iyi anlarız.

Fransa’da meclisin gündemine aldığı soykırım meselesine karşı geliştirilen tepkilerin altında yatan yüzsüzlüğü ve inkâr politikasının yansımalarını yine “ermeni düşmanlığı” temelinde geliştiren dilde göreceğiz. Ermeni diasporasına duyurulan ‘Türkiye’deki Ermenilere zarar veriyorsunuz’  tehdidini, Hrant hatırlatması yaparak veren ince politik işleyişi cümle aralarında bulmanız hiç de zor olmayacaktır.

Kendi tarihiyle yüzleşmeyenlerin vaat ettikleri gelecek ise yine kanlı olacaktır.  Bugün çözümlenemeyen birçok sorunun ana başlığı aslında budur. Yüzleşmekten kaçan toplumlar ortak bir gelecek kuramazlar.

 

 

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz sitede yayınlanmayacaktır...


9 - = 2

Bu HTML etiket ve tanımlayıcılarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>