Akın Olgun
Akın Olgun Resmi Web Sitesi RSS 2.0   
Mesut
İletişim
olgunakin@yahoo.co.uk

Birgün Gazetesi



Birgün Gazetesi
Kitaplarım

Birgün Gazetesi

Birgün Gazetesi
# Wednesday, November 04, 2009
Ateşi Tutmak

''Uruguaylılar sokaklara dökülerek demokrasinin gelişini hızlandırdılar. 1984 Ocağında ülkede bir genel grev başlatıldı ve dört ay sonra tüm ülkede yarım milyon, Uruguaylı askerlere karşı bir tencere konseri düzenlediler. Tıpkı komşu ülke Arjantin'de olduğu gibi Uruguay'da da tüm siyasi mahkumların affedilmesi amacı ile güçlü bir insan hakları hareketi oluşturuldu. Profesyonel politikacılar ise sadece düşünce suçlularının affedilmesini ve affın Tupamarolar gibi eylemci mahkumlar için geçerli olmamasını istiyorlardı.
Sendikalar birliği, öğrenci dernekleri ve barolar birliği, sınırsız af isteğinde birleştiklerinde, politikacılar da pes ettiler. Her iki büyük parti de seçimi kazandıkları takdirde tüm siyasi tutukluların serbest bırakılacağına dair söz verdi. Kasım 1984'teki genel seçimlerin sonucunda Colorado Partisi'nin başkan adayı Julio-Maria Sanguinetti kazandı ve 1 Mart 1985'te, yaklaşık 12 yıllık dikta rejimi sonunda askerler yönetimi sivillere bıraktılar.
Ondört gün sonra hapishane kapıları tüm siyasi tutuklular için açıldı. 10.000 insan bütün bir gece boyunca "Libertad" hapishanesinin kapısında -hemen hepsi Tupamaro olan- mahkumları karşılamak için beklediler. Tatilden dönenler araç bulamadı. Taksi şoförleri Tupamaroları 50 kilometre uzaktaki başkente ücretsiz taşıdılar. O gün Montevideo Tupamaroların bayramını kutladı.''

Wednesday, November 04, 2009 11:17:17 PM (GMT Standard Time, UTC+00:00)  #    Comments [0] -


Önerdikleri
Duvardaki Sarmaşık Gibi
Duvardaki Sarmasik Gibi
Diktatörlük Hücrelerinden Anilar


''Bütün o uzun yillar içinde aynada kendilerine ancak bir kaç kez bakabildiler; gördükleri bir baskasiydi. Uruguay askeri diktatörlügünün, bitmez tükenmez iskencelerden dolayi yipranmis, bir tabuttan daha büyük olmayan barakalarinin yalnizligiyla lanetlenmis, hint fakirleri gibi zayif "rehineleri", bir kisladan digerine tasinip duruyorlardi. Nesnelerle bile konusamiyorlardi. Hücrelerde esya yoktu, hiç bir sey yoktu. Yeni bir iskence raundunun habercisi olabilecek parmaklikli kapilarin her gürültüsüyle veya postal sesleriyle havaya siçrayarak, buz gibi soguk beton zemin üzerinde uyuyorlardi. Bazen onlara su bile verilmiyordu, o zaman sinek, solucan, kagit, toprak yiyorlardi. Bazen bir mucize gerçeklesiyordu: Serin bir esinti, örülmüs pencerelerdeki bir delikten içeriye portakal kokusu tasiyordu, ya da içeriye ince bir isik çizgisini düsürüyordu, belki de delikte içeriye girme yolunu bulan bir kustüyü oluyordu...''
-Eduardo Galeano-


Wednesday, November 04, 2009 11:14:01 PM (GMT Standard Time, UTC+00:00)  #    Comments [0] -


Önerdikleri
Uygarlık Tarihi

Server Tanilli

''Türkiye'de ortaöğretimin, özellikle de liselerin,1950'lerle beraber gelip girdiği ve bugün de süren bir çıkmazı şudur: Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında, gençlere - hemen hemen - hiçbir şey verilmiyor; öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, abuk sabuk, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyor. Ne gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım, ne de bir bütün olarak kucaklayış kültürü. Bir bölük pörçüklük, bir derme çatmalık, bir keşmekeş kısacası.
Egemen sınıfların bir oyunudur bu!
Amaç da, ne yapıp edip gençlerin uyanmasını engellemektir.
İşler öylesine tezgâhlanıyor ki, daha liseden başlayarak gençlerin gözlerinin önüne bir 'duman perdesi' çekiliyor; içinde yaşadıkları çağa ve topluma yabancılaştırılıyorlar. Liselerden üniversite ya da yüksekokullara bu durumda gelen öğrenciler de, ne kendi aralarında ne de öğreticilerle bir 'kültürel diyalog' kurabiliyor ve bir 'kör dövüşü'dür gidiyor.Bu kitap, işte bu oyunu bozmak için yazıldı. Söyleyeceklerini de, bir 'uygarlık tarihi'nin zemininde ve 'çağdaş tarih'in çerçevesi içinde söylüyor.
Tek kelimeyle, çağını tanıtarak.
Kültür, çağını tanıtıp bilinçlendirmiyorsa, laf yığınıdır.
Başta gençlere seslense de, temel kültüre meraklı herkesin öğreneceği var bu kitaptan.
Okuyun, göreceksiniz.''

Wednesday, November 04, 2009 11:09:31 PM (GMT Standard Time, UTC+00:00)  #    Comments [0] -


Önerdikleri
Hayata Dönüş
''Yirminci Yüzyıl'ın ikinci yarısını büyük çalkantılarla geçiren Türkiye, Yeni Yüzyıl'ı da insanlık durdukça hatırlanacak bir trajediyle açtı. Hüzün verici bir paradoksal söylemle, "Hayata Dönüş" adı verilen operasyonlarla, "tabutluk" adı verilen "F tipi" hücrelere kapatılmak istenmeyen siyasi tutuklulara karşı saldırı başlatıldı. Bilanço çok ağırdı: Çok sayıda ölü ve sakat...

Ayşe Önal, tüm bu olaylar boyunca, tarihe tanıklığını sürdürmeyi başarmış, entelektüel tepkiler koyabilmiş, insan haklarına ve insanlık onuruna inanan bir gazeteci olarak kamuoyunda izlendi...

Önal bu kadarla yetinmedi. Çağının sorumluluğunu duyan bir aydın olarak bu trajediden Avrupa metropollerine kadar uzanan oldukça ilginç bir serüvenden çok değerli bir roman yaratmayı bildi ve edebiyatın derin sularına yelken açtı.

"Hayata Dönüş"te, alegorik bir anlatımla kişiler sembolize edilerek kötülüğün hakim olduğu bir dünyanın ne kadar acıtıcı olduğu okurların gözlerinin önüne tüm açıklığıyla seriliyor.''

Wednesday, November 04, 2009 10:59:33 PM (GMT Standard Time, UTC+00:00)  #    Comments [0] -


Önerdikleri
Genç Türk
Musa Moris Farhi

1930'lar... İstanbul çocuğu Rıfat sünnet düğününe, dolayısıyla erkeklerin dünyasına girmeye hazırlanmaktadır. Musa'nın hiç haberi olmasa da, hamamdan, dolayısıyla cenetten atılmasına pek de bir şey kalmamıştır. 1940'lar... Robbie İstanbul'da gençlerin bilgeliğini ve cesaretini ilk elden tecrübe etmek üzeredir. Selma zor geçen senelere, unutmadığı aşkına yazdığı mektuplarla dayanmaya çalışmaktadır. Moris Farhi, cumhuriyetin ilk yıllarından alıp, yakın geçmişe kadar getirdiği on üç "Genç Türk"ün hikayesiyle, genç cumhuriyetin kuruluşuna ve gelişmesine tanıklık ediyor. Birbirlerine aşk, okul, mahalle arkadaşlığı ya da akrabalıkla bağlı bu gençler, bir yandan okurlara kendi küllerinden yeniden doğan bir ülkedeki dinamikleri, İkinci Dünya Savaşı'nın etkilerini, öne çıkan bazı siyasi olayların sıradan insan üzerinde bıraktığı izleri yansıtırken, diğer yandan da çocuk, ergen ve genç olmanın fırtınalı hallerini hatırlatıyor. Sade, özenli, hareketli ve sürükleyici bir eser olan Genç Türk, bir dönem romanı, bir Atatürk Türkiye'si mehtiyesi, ya da bir çoğulculuk methiyesi olarak okunabilir. Ya da belki, Moris Farhi'nin edebi yeteneğinin methiyesi olarak. Bu kitapta "kendinize" ve "insana" dair çok şey bulacaksınız...

Wednesday, November 04, 2009 10:53:48 PM (GMT Standard Time, UTC+00:00)  #    Comments [0] -


Önerdikleri
Azap Ortakları
Erol Toy

AZAP ORTAKLARI, Erol Toy romancılığının, Türkiye kimliğini tanıma, tanımlama ve tanıtma serüveninde tarihsel kesit ürünlerinden biridir. Roman, Osmanlı Devletinin ilk kuruluş evresinde, XIV. Yüzyılın son yarısında başlar. Simavna Kadısıoğlu Şeyd Bedreddin ekseninde, genişleme, gelişme ve yükselişin gizeminde dolana dolana düşüş ve kargaşanın gizine dalar. Devrimin olağanüstü gerçeğinde devrimcinin görkemli trajedisiyle XV.yüzyılın ilk çeyreğini kapsayan ikinci kuruluş döneminde sona erer. İlk yayınlandığı 1973'ten Erol Toy'un katı yasaklara çarptığı 1980'lere kadar bazen yılda iki kez basılarak onbinlerin ilgisini kazanan Azap Ortakları, uzun bir aradan sonra yeni basımıyla yeniden okur karşısında.

Wednesday, November 04, 2009 10:50:35 PM (GMT Standard Time, UTC+00:00)  #    Comments [0] -


Önerdikleri
Suç ve Ceza

''Suç ve Ceza,(Rusçası: Преступление и наказание) Dostoyevski'nin romanlarından biridir. Orijinal ismi Prestupleniye i Nakazaniye dir. Roman ilk olarak 1866'da Rus Habercisi adlı edebiyat dergisinde yayınlandıktan sonra cilt haline getirilmiştir. Dostoyevski'nin Sibirya'da cezaevinden döndükten sonra yazdığı roman, yazarın en uzun ikinci romanı olma özelliği taşır. Bununla birlikte yazarın olgunluk döneminin ilk büyük romanıdır.

Suç ve Ceza Rodion Romanovich Raskolnikov'un ahlaki ikilemlerine odaklanır. Raskolnikov nefret edilen, kötü bir tefeciyi öldürecektir. Böylece finansal problemlerini çözerken aynı zamanda dünya kötü, değersiz bir parazitten temizlenecektir. Raskolnikov, daha yüksek bir amaca hizmet eden bir cinayetin kabul edilebilir olduğuna inanır.''



Wednesday, November 04, 2009 10:48:01 PM (GMT Standard Time, UTC+00:00)  #    Comments [0] -


Önerdikleri
Kategoriler
[RSS] avrupa gazete
[RSS] birgun
[RSS] içsel Dökümler
[RSS] Kitap Hakkında
[RSS] Kitaplar
[RSS] mavi melek
[RSS] Önerdikleri
[RSS] Röportajlar
[RSS] Şiirleri
[RSS] sizler için seçilenler
Navigasyon
Birgün Gazetesi
Mavi Melek
Avrupa Gazetesi
Akın Olgun
Takip Ettiklerim
 Ece Temelkuran
 HABERVTR
 İkinci Gündem
 İnsan Hakları Derneği
 İRSAD AYDIN
 Latin Bilgi
 Medical Fondation
 Mehmet Altan
Mesut Koşucu
 New Entry
 sendika.org
 Uluslararası Af Örgütü
 Yaşar Seyman
Arşiv
<November 2009>
SunMonTueWedThuFriSat
25262728293031
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293012345