Öyküler

Ben Ermeniyim O'nun Yakınıyım(Öykü)

  02 Subat 2009 Söylediklerinin anlaşılmadığını düşünerek daha fazla bağırmaya başlamıştı. “Ben Ermeniyimmmmm, onun yakınıyımmmmmmm”… Birden kulakları açılmıştı ve kendi sesini duyarak irkilmişti.   İnsanların anlamsız bakışlarından gözlerini kaçırarak yere dikti ve kısık sesle mırıldanır gibi “Ben Ermeniyim, onun yakınıyım” dedi. Okul dağıldığında öğrenciler ellerinde karneler ve aldıkları notların hiçbir önemi yokmuşçasına, çılgınca koşturarak okuldan …

Sayfaya bak »

Gerçek Karamsardır

03 Mart 2007 Sabır taşını kelepçelemişti kendi ellerine… Susmakta, haykırmakta aynı tavda, suyun bilincinde dövülüyordu. Yüreğin bu kadar yürekli, bu kadar barış yüklü oluşunun nedeni ise hakikati can’da arayışındandı. Bundandı Ahmet Kaya’nın ölümsüz kılınışı… Türkü yüklü olmak, türkülerde yiğit olmanın ağır yükünü taşımak, babayiğit bir harcın ürünüydü ve de oyunu bozandı. Düşüncenin özü, dilin bilinciydi. …

Sayfaya bak »

Sen

Sen, ben, biz, herkes…   22 Kasim 2008 Başkalarının alın terinden kasalarını mayalayanlar, kendi sıralarını beklerken, canı çıkanların cesetleri çoğalıyor meydanlarda. İşkence tezgahlarında inlemeler duyuluyor, sırtlarından kurşunlanıyor çocuklar. Gencecik bedenler yaşamayı öğrenemeden soyunuyorlar toprağa. Sormaktan ve cevaplamaktan korktuğumuz her soru aslında birer viranedir. Geç kalmışlıktır biraz… Biraz densizliktir… Biraz sorumsuzluktur… Biraz kanıksamışlık ve hepsinden öte …

Sayfaya bak »

Sürgün Kokusu

20 Aralık 2008 Geride kalanlar; umuda çıkmış yolculuğumuzun, kalemi kırılmış idam kararı olmuş. Oysa aynı yalnızlıkta birlikte ölünmüyor. Tek kişiliktir o ve sürgün ömürler, göze görünmez kimsesizlikte, nazarsız bir sabrın, batıl şehveti gibi yapayalnızdır. Masalların kirli sakallı kötü adamları rolünü, itirazla tutanaklara düşürmüşüz. Sokak başlarında yok edilişlere, çelenksiz ve dua’sız gömülmelere, duvar yazılarıyla muhalefet etmişiz. …

Sayfaya bak »

Yalan Hayat Pazarı

11 Ekim 2008 Bir neyzen acılarla yoğrulmuş bir bedenin ruhuna ne kadar ulaşabilir ki? Bir saza mızrabını vurup çalanlar bir çığlığı ne kadar yüreklere işleyebilir? Bir soru işareti hayatı ne kadar sorgulatabilir ki? Bir yarayı, bir acıyı, bir sızıyı, bir çığlığı hangi slogan ifade edebilir ki? Yara onu içinde yaşayana, acı onu içinde çekene, sızı …

Sayfaya bak »